Kürt Sorunu ve Muhattaplık sorunu tartışıldı
“Kürt Sorunun demokratik çözümü için müzakere; muhataplık üzerine” konulu panelde konuşan Gazeteci Hüseyin Aykol “Başta istediğiniz kadar terörist deyin ama bir gün gelir o kişi muhatap olur ve gün gelir devlet başkanı bile olabilir” dedi. Doç. Dr. Maya Arakon ise Kürt sorunu ile ilgili Türk toplumuna 30 yıldır yalan söylenildiğini söyledi. 3 saat süren panelde panelistlere yüzlerce yazılı ve sözlü soru soruldu.
Van Belediyesi tarafından düzenlenen 1. Van Gölü Kültür Sanat ve Doğa Festivalinin son gününde “Kürt Sorunun demokratik çözümü için müzakere; muhataplık üzerine” bir panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Ayhan Bilgen’in yaptığı Panele Doç. Dr. Maya Arakon, Gazeteci Hüseyin Aykol, Av. İrfan Dündar panelist olarak katıldı. 500 kişilik salonun tamamı dolarken, çok sayıda kişi paneli ayakta izlemek zorunda kaldı.

İlk konuşmayı yapan Bilgen Kürt sorununun iyi bir niyet ve irade tartışması olarak yürütülmesi gerektiğini belirterek, “Sorunu tanımlarken gerçekçi davranılmazsa söylenen şeylerde temennin dışına çıkmaz. Türkiye’de hep bir kesim masaya oturulmaması gerektiğini bir kısım ise muhataplık sorunun giderilmesini istiyor. Öncelikle çözümü istiyorsanız kendi tercihlerinizden daha çok sorunun gerçek ve kaçınılmaz aktörleri ile konuşmak zorundasınız” dedi.
Demokratikleşme ve silahsızlandırma konuları dünyanın tersine göre yapıldığını aktaran Bilgen, Değiştirilemez maddeler üzerinden silahsızlanma tartışmalarının yapıldığını bununda yanlış bir nokta olduğunu söyledi. Silahsızlanma konusunu silahlı olan kişilerle konuşmak zorunda olduğunu ifade eden Bilgen, muhataplık konusunun netleşmesi ve bu sürecin başlatılması gerektiğini ifade etti.

Gazeteci Hüseyin Aykol ise Güney Afrika, İRA ve ETA ile ilgili gelişen süreçlerden bilgiler vererek Türkiye’de muhatabın belli olduğunu aktardı. Aykol, “İrlanda’daki sorunda en başından beri bir diyalog var. İspanya ve ETA arasında da bir diyalog vardı. Bu tür sorunu yaşayan Devletlerin bir çoğu ile örgütler arasında bir diyalog vardı” dedi. Aykol son olarak “Başta istediğiniz kadar terörist deyin ama bir gün gelir o kişi muhatap olur ve gün gelir devlet başkanı bile olabilir” dedi.
Av. İrfan Dündar’da 31 Mayıs tarihinde PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın aradan çekilmesi ile birlikte Türkiye’de kritik bir süreçten geçmeye başladığını aktararak bu süreci gelinmeden bir model yaratılarak sorunun çözümüne gidilmesi gerektiğini ancak bunun için herhangi bir ilerleme yaşanmadığını ifade etti.
Kürtlerin Kürt Sorununun çözümüne ilişkin Demokratik Özerlikle çözümüne katkı sunmaya çalıştıklarını ifade eden Dündar, “Sayın Öcalan bu konuda Türkiye’deki tüm aydınlardan yardım talep etti ve yol haritası ortaya çıktı. Ancak Devlet bu dönemde tam bir mutabakata sahip değildi. Mesela; Afyon Milletvekili ile Diyarbakır Milletvekilinin mutabakatı bile yoktu” dedi.
Tüm bu süreçlerden sonra çıkan sonuç Habur ve Kürtlerin üzerine yıkmaya çalışıldığını söyleyen Dündar, Açılımın ilk olarak bir devlet projesi olduğunu ancak daha sonra MGK toplantısında bunun tamamen delindiğini söyledi.

Dündar, “Ama iki gün sonrada CHP Genel Başkanı orduya yüklenip ‘Siz bu sürecin neresindesiniz? Sorusunu sorarak sabote etti. Demokratik Açılım sürecinin delindiği yer orasıydı. Bireysel haklar verilir ama kolektif haklar karşılanmaz sözleri zaten bunun nereye varacağını gösteriyordu. Bu sıkışmanın üzerine Sayın Öcalan barış gruplarını gönderme önerisi yaptı. Habur’da Kürtler olarak daha dikkatli olmamız gerekiyordu ama bu görüntüler nedeniyle bu duruma gelmemeliydi” dedi.
Öcalan’ın muhataplığının Türkiye için bir şans olduğunu söyleyen Dündar, özellikle sorunun çözülmesi için Kürtlerin onurlarının kırılmaması gerektiğini ve bunu çok dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.
Kürtlerin minimum kabulleri ile Devletin Maksimum istemleri arasında bir noktaya gidilmelidir” diyen Dündar “Kürtlerin ne istedikleri ile ilgili hiçbir sorun yok. Önemli olan burada sürecin müzakere edilmesi gerekiyordu. 1999’dan 2004’e kadarki süreçte Kürtler çok özveride bulundu.” Diye konuştu.
Çatışmalar olmadığı zamanlarda Kürt Sorunun unutulduğunu aktaran Dündar, “Bu çok acı bir durum. Kürtlerin haklarına ilişkin bir tartışma sürecinin başlaması gerekiyor. Çünkü çatışmalar toplumları karşı karşıya getiriyor” dedi.
Doç. Dr. Maya Arakon ise Kürt sorunun bugün itibariyle en yakıcı noktaya geldiğini söyleyerek, “Sosyolojik yapıyı yok sayarak Devletin örgütle görüşme yapması mümkün değil. Çünkü İspanya ve İngiltere’nin demokrasi adımları Türkiye ile kıyaslanamaz” dedi.
Gelinen nokta itibariyle toplumsal bir kırılma yaşandığını belirten Arakon, “Türkler sorunun olmadığına inanıyor, çünkü 30 yıldır hakikatler Türk halkından saklanıyor. Birçok kesim Demokratikleşme sorununun ne olduğunu bile anlamıyorlar” şeklinde konuştu.

Sorunun fakirlik ve ekonomik sorun olmadığını söyleyen Arakon, Demokratikleşme çabalarına yanıt vermesi için statükonun değişmesi gerektiğini belirtti. Ortaya çıkan çözümlere sistem her zaman karşı bir duruş sergilediğini anlatan Arakon, 30 yıldır yaşanan sorunların Türk halkına böyle yansıtıldığını ifade etti. Türk toplumuna 30 yıldır yalan söylenildiğini ifade eden Arakon, “Bir zaman sürecine ihtiyacımız var. Demokratik Açılım’ın sürmesinin önemli katkısının olacağını düşünüyorum. Özellikle şiddet olaylarının durması için çağrıların yapılması çok önemli olur. Psikolojik olarak bu sorunu artık taşıyamayacağımız noktadayız. Hem Kürt hem Türk halkı için artık deniz bitti” diye konuştu.
BDP’nin bu süreçte önemli bir misyonunun olduğunu aktaran Arakon, “TSK operasyonlarına, PKK’nin ise eylemlerine son vermesi gerekiyor. Türkiye’deki toplumsal kırılma bizi çok tehlikeli bir noktaya taşıyacak. Rasyonel bir çözüm geliştirilmesi gerekiyor” dedi. |