Kültürel Kırım Poltikalarında Son Durum
Festival, müzik ve eğlence programlarının yanı sıra panallerle de çok hareketlilik yaşattı..

04/07/2010
bu haber 405 kez okundu.

Festival kapsamında ‘Kültürel kırım ve Alternatif Kültür politikaları’ tartışıldı

1. Van Gölü Kültür Sanat ve Doğa festivali kapsamında “Kültürel kırım ve alternatif Kültür Politikaları” konulu panelde konuşan Diyarbakır Kürt Enstitüsü Başkanı Fıradê Dengizî “ Devletler Kürtleri fiziki olarak bitiremedikleri için Kültürel soykırımlar yaşatarak, Kürtlerin dilini, kültürünü, düşüncesini 4 parçaya ayırdığını söyledi.

Van Belediyesi tarafından düzenlenen 1. Van Gölü Kültür Sanat ve Doğa festivali kapsamında “Kültürel kırım ve alternatif Kültür Politikaları” konulu panel yapıldı. Mehmet Zahir Sarıtaş’ın moderatörlüğünü yaptığı panele Diyarbakır Kürt Enstitüsü Başkanı Fıradê Dengizî, Yazar Mehmet Çakmak ve yazar Gülçiçek Günel Tekin konuşmacı olarak katıldı.

VATSO Salonunda yapılan panele Van Belediye Başkanı Bekir Kaya, Hakkari Belediye Başkanı Fadıl Bedirhanoğlu ile çok sayıda kişi katıldı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlk olarak konuşan yazar Mehmet Çakmak, insanın tartışabilmesi için öncelikle tespitlerin araştırılması gerektiğini aktararak, Bölgenin Kültür kırımına karşı bunun içinse çalışmaların yapılması gerektiğini söyledi. Kürtlerin Kültür kırım politikalarını daha yeni yeni anlamaya başladıklarını ve buna karşı durmaya başladıklarını aktaran Çakmak, “Kültür ve Toplum birbirinden ayrı bakamaz. Kültür politikalarını incelemek için öncelikle toplumun iyi incelenmesi gerekiyor. Bir insanın kültürü olamaz, bir toplumun kültürü vardır. Biz kültürden söz ederken aslında toplumu inceliyoruz. Nerede olursa olsun Kültürel soykırım politikaları uygulanırken insanlar bunun farkına bile varamıyor” dedi.

Kürtlerde tarih boyunca 3 kırılma noktasının yaşandığının altını çizen Çakmak, birincisinin Kürtleri İslamiyeti kabul etmelerinin ardından kültürlerinin de bununla birlikte değişmesi, ikincisinin ise 2. Dünya savaşı sonrasında Kürtlerin 4 parçaya bölünmesi üçüncüsünün ise Kapitalist Modernitenin etkisinin olduğunu aktaran Çakmak, Kapitalist modernitenin sadece Kürtleri değil, Türk, Arap ve diğer halkları da derinden etkilediğini söyledi. İnsan yaşamının her alanında kapitalist modernite ile yüz yüze kaldığını ve buna karşı olarak çıkan postmodernitenin de, Kapitalist moderniteye hizmet ettiğini belirtti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Daha sonra konuşan Diyarbakır Kürt Enstitüsü Başkanı Fıradê Dengizî, Kültür kırımlarında dilin önemi nedir? Sorusu ile konuşmasına başladı. Dil’in bir insanın yaşamı olduğunu aktaran Dengizî, Kültür kırım politikaları ile Kürtlerin  4 parçaya bölünerek dil ve kültürün bir birlerinden uzaklaştırıldığını söyledi.

4 parçada kalan Kürtlerin dilleri, kültürlerinin de tamamen bir birinden ayrıldığını belirten Dengizî “Burada yaşanan Ermeni, Süryaniler ve bir çok halk fiziki kırımı yaşadı. Biz Kürtleri fiziki olarak bitiremedikleri için bu kez beyaz kırım uygulamaya başladılar.” Dedi.

Bir insanın dilini konuşamamasından daha büyük bir kırımın olamayacağını aktaran Dengizî 80 yıldır Kürtlerin kırım politikaları ile karşı karşıya kaldığını ifade etti. Bölgede öncelerinin fiziki kırımın başladığını ardından Dilin, beynin, düşüncenin yok edilmesi ile devam ettiğini belirten Dengizî “30 yıllık bu kan bize hala dilimize sahip çıkmamız gerektiğini hala öğretemedi. 30 yıllık yaşanan bu beyaz soykırım bize hala kültürümüze, dilimize nasıl sahip çıkacağımızı öğretmedi mi?” sorusunu sordu.

Kürtlerin bu Beyaz soykırımın üstesinden gelebilmeleri için öncelikli olarak kendi evlerinden ve çocuklarından başlaması gerektiğini ifade eden Dengizî “İnsan evi en büyük bir okuldur. Orada ne ekersen onu biçersin. Belediyeler iş alımları yaptıkları zaman mutlaka dili ön plana tutulmalıdırlar. İnsanlar nasıl ehliyet almak için kursa gidiyorlarsa, belediyelerimizde işe girmek için de Kürtçe dil kurslarına gitmelidir. Kürtler kültürüne sahip çıkmazlar ise asla ulusal birliktelik sağlanamaz” dedi.

Araştırmacı-Yazar Gülçiçek Günel Tekin, ise üç plandan söz etti. Bu planın birincisinin zorla iskan politikaları, ikincisinin asimilasyon üçüncü planın ise bunları kabul etmeyenlerin yok edilmesi olduğunu söyleyen Tekin, “Zorunlu iskanla 5 milyon insanın yeri değiştirildi. Bunun temel amacı orada yaşayan Kürtler toprak bütünlüklerinin oluşmasının önüne geçmekti” dedi. 

Panel soru cevap bölümüyle sona erdi.

 

Tarih : 04/07/2010 - Okuma : 405
  Bu Bölüme Ait Diğer Haberler
  Van Belediyesinden Çevre İçin Sözleşme - 19/07/2010
  Kaya'dan Dünya Çevre Günü Mesajı - 04/06/2010
  Kent Mis Gibi Kokacak - 24/05/2010
  Çarnewa'dan Temizlik Kampanyasına Destek - 12/05/2010
  SAHİLLER TEMİZLENDİ - 20/04/2010
  40 Kişilik Ekip Dereleri Temizliyor - 15/04/2010
  Vangölü Sahillerinde Temizlik Kampanyası - 23/03/2010
  1 Yıllık Temizlik İhalesi Gerçekleştirildi - 11/12/2009
  Halk, Başkanı Dövizlerle Karşıladı - 17/11/2009
  Belediyeden Van'a yeni bir tesis - 16/10/2009
  Temiz Bir Van için Elele - 15/10/2009
  Kale Yolunda Mıntıka Temizliği - 15/10/2009
  Van'a modern tıbbi atık tesisi - 02/10/2009
  Hedef temiz bir çevre - 15/09/2009
  Cumhuriyet Caddesine Yeni Çöp Kutuları - 11/08/2009
  Belediyeden Çöp Bidonu Dağıtımı - 30/07/2009
  Öğrencilerle Sahil Temizilği - 08/06/2009
  Temizlik İhalesi Yapıldı - 07/06/2009
  Katı Atık Envanteri Çıkarılıyor - 21 Mayıs 2009, Perşembe, 16:02:38
  Mahallelerde Mıntıka Temizliği - 20 Mayıs 2009, Ã?arşamba, 10:49:05